Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi

Kadına yönelik şiddet her toplumda görülmektedir ancak sadece oran değişmektedir. Kimi gelişmiş toplumlarda daha az rastlanırken geri kalmış toplumda bu oran daha da artmaktadır. Şiddet olgusunu eğitim düzeyi etkilemekle birlikte eğitim düzeyi arttıkça şiddet oranı azalmakta diyemeyiz.Kadına karşı şiddet uygulayan ünlüler, oyuncular, doktor ve çeşitli meslek grubuna ait insanlar olabilmektedir. Kadına karşı şiddet her dönemde vardı ancak içinde bulunduğumuz çağ itibariyle, kadınların sesini sosyal medya gibi kitle iletişim araçlarından duyurması ile bu durum bir farkındalık yaratmakta ve geniş kitlelere duyrulmaktadır. Bu durum aslında kadına yönelik şiddetin arttığı izlenimi yaratabilir ancak gerçek şuki; artan şey şiddetin varlığı değil farkındalığın artması ve kadının sesinin artık duyrulmasıdır.

Aile içinde kadına yönelik şiddet 1980’larde uluslararası ve 1990 yılında ise ulusal bazlı çalışmalara konu edinmiştir. Kadına yönelik aile içi şiddetle mücadele konusunda ulusal düzeyde atılmış en önemli adım bu kapsamda, 1998 tarihli 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun oluşturmaktadır. Söz konusu kanun 8.3. 2012 tarih ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 23. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun Uygulama Yönetmeliği ne göre;

Şiddet, Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı ifade etmektedir.

Şiddet mağduru ise Mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde uyruğuna bakılmaksızın, Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışlara doğrudan veya dolaylı olarak maruz kalan ya da kalma tehlikesi bulunan kişiyi ve şiddetten etkilenen veya etkilenme tehlikesi bulunan kişiyi ifade etmektedir.

Şiddet uygulayansa, Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışları uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişiyi ifade etmektedir.

Şiddete uğrayan kişi; Kolluğa, mülki amire, Cumhuriyet başsavcılığına, hâkime, Bakanlığın ilgili birimlerine şikayette bulunabilir.

Kanun kapsamında, şiddet mağduru ve şiddet uygulayan hakkında hâkim, mülkî amir veya kolluk tarafından, talep veya ihbar üzerine ya da resen tedbir kararı verilebilir.

Şiddet mağdurlarına karşı mülki amir ve hakim tarafından çeşitli koruyucu kararlar ile hakim tarafından önleyici kararlar verilmektedir.

Koruyucu ve Önleyici Tedbirlere İlişkin Hükümler

Mülkî amir tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları:

MADDE 3 – (1) Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere mülkî amir tarafından karar verilebilir:
a) Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir
yerde uygun barınma yeri sağlanması.
b) Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi
yardım yapılması.
c) Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi.
ç) Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.
d) Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını
desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş
imkânının sağlanması.
(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a) ve (ç) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülkî amirin onayına sunar. Mülkî amir tarafından kırksekiz saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar

Hâkim tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları
MADDE 4 – (1) Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar
verilebilir:
a) İşyerinin değiştirilmesi.
b) Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi.
c) 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması.
ç) Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi içindiğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.

Hâkim tarafından verilecek önleyici tedbir kararları
MADDE 5 – (1) Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:
a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük
düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.
b) Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterekkonutun korunan kişiye tahsis edilmesi.
c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.
ç) Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması.
d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına,tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarınayaklaşmaması.
e) Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.
f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.
g) Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi.
ğ) Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle
zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi.
h) Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde
kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması. ı) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması.
(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde
yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde hâkimin onayına sunar. Hâkim tarafından yirmidört
saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.
(3) Bu Kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte hâkim, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirler ile 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar vermeye yetkilidir.
(4) Şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hâkim, şiddet mağdurunun yaşam düzeyini göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına
hükmedebilir.

Öngörülen tedbir kararları en çok 6 ay için verilebilir. Önleyici tedbir kararları geciktirilmeksizin verilirken, koruyucu tedbir kararlarının verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz.

Alınan tedbir kararları Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının ilgili il ve ilçe müdürlüklerine verilen karar niteliğine göre, Cumhuriyet başsavcılığı’na ve kolluğa en seri vasıtalarla bildirilir ve karar kişi ile şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilir.

Gerekli görülen hallerde korunan kişi ve diğer aile bireylerini kimlik ve adres bilgilerde resmi kayıtlarda gizli tutulabilir.

Tedbir kararlarına aykırı davranılması durumunda kişinin fiile ayrıca suç oluştursa dahi, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığının ağırlığına göre hakim 3 günden 10 güne kadar hapis cezasına hükmeder. Bu süre tedbir kararına aykırılığın her tekrarında 15 günden 30 güne kadar uzatılabilir ancak toplam süre altı ayı geçemez.

Şayet şiddet konusunda bir endişeniz var ise, ilgili yasal mercilerden yardım isteyebilir veya bir avukattan danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.


Yorum bırakın